Savaşçı ve kuvvetli: David Barral


Orduspor’da da forma giyen, futbol hayatına İspanya’nın Levante takımında sürdüren David Barral Torres, Lig Radyo’ya konuk oldu.
Ben Türkiye’de çok güzel bir sene geçirdim, çok iyi arkadaşlıklarım oldu. Bana bu kadar iyi davranan bir yere tekrar gelmek çok güzel. Programınızda ağırladığınız ve eski dostları bu sayede tekrar görme fırsatı bulduğum için de teşekkür ediyorum.
David Barral Orduspor’da Hector Cupper ile birlikte Türkiye’deki günlerinde golleriyle tanınıyor. Centilmenlikleri, ayakta kalması ve mücadeleci görüntüsüyle akıllarda kalıyor. Barral, Türkiye’den ayrıldıktan sonra neler yapıyorsun, Levante’de nasıl bir sezon geçirdin?
İyi bir sezon geçirdim Türkiye’den döndükten sonra. Levante’de oynuyorum, Atletico Madrid’e karşı, Valencia’ya karşı galibiyet aldık. Barcelona’ya karşı bir beraberliğimiz oldu. İspanya benim zaten bildiğim bir lig, adapte olmam çok büyük bir süreç olmadı. Orduspor’da da iyi bir yıl geçirdim, insanlar da bana çok iyi davrandı. Fırsat olursa Türkiye’ye, lige geri dönmek istiyorum.
Türkiye Ligi’ni de biliyorsundur, ciddi bir şampiyonluk yarışı olduğunu görüyorsun, burada oynadığı süre boyunca nasıl bir izlenim aldı?
Türkiye Ligi çok rekabetçi bir lig ve bana göre çok eşit bir lig, çok benzer takımların mücadelesi oluyor. Tabii çok güçlü takımlar var, Fenerbahçe, Beşiktaş, Galatasaray, Trabzonspor, Bursaspor… Ama genel olarak eşit bir rekabet oluyor. Herkes karşı rakip kim olursa olsun kazanabiliyor ve çok iyi oyuncuların, oyuncu kalitesinin olduğu bir lig.

Biz de Barral’ı tekrar Türkiye’de görmek isteriz. Bildiğimiz kadarıyla İspanya dışında sadece Türkiye’ye transferin var.
Evet, İspanya dışında sadece Türkiye’ye transferim var.
Orduspor küme düşmeseydi devam etmek ister miydin?
Orduspor 2. Lige düşmemiş olsaydı devam edecektim, çünkü zaten hem kulübü hem şehri çok seviyordum. Benim buradaki tecrümdeki tek negatif yön, Drogba’dan aldığım darbe oldu.(gülüyor) Onun dışında olumsuz bir görüşüm olmadı.
Drogba hastaneye de gelmişti sakatlık sonrası?
Drogba hem nasıl olduğumu öğrenmek hem de özür dilemek için geldi. Benim için önemli bir detaydı, teşekkür ettim, her zaman da teşekkür ediyorum.
Fatih Terim’in de Galatasaray’ın teknik direktörü olarak ziyarete gelmesi büyük  jestlerden bir tanesiydi?
Fatih Hoca da eşiyle beraber Drogba’dan sonra ziyarete geldi. Durumumu sordu, benimle ilgilendi, yapabileceği bir şey oldup olmadığını sordu, gerçekten ona da çok müteşekkir kaldım.
Arda Turan Şampiyonlar Ligi’nde finalde oynadı, La Liga’yı kazandılar, karşı karşıya oynadınız, ne düşünüyorsun?
Arda bu sezon Atletico Madrid’in en önemli oyuncusu oldu. Hem teknik olarak çok iyi bir oyuncu hem fiziksel olarak çok hazır La Liga’daki hıza ve mücadeleye. Özellikle Simeone’nin antrenmanlarına ve taktik anlayışına çok çabuk ve iyi bir şekilde ayak uydurdu. Şu ana kadar çok başarılı oldu ama ben Arda Turan’ın daha da başarılı olacağını, Atletico Madrid’e ve İspanya Ligi’ne daha çok katkıda bulunacağını düşünüyorum.
İspanyol futbolcuların Türkiye’de sıkıntı yaşadıklarını gördük, bunlardan bir tanesi de Daniel Guizza oldu. Guizza, adaptasyon sorununu bir türlü atlatamadı. Bunun uyum sorunundan mı kaynaklandığını düşünüyorsun, başka nedenleri var mı?
Bunda hem adaptasyon süreci hem yaşam tarzı hem de biraz Türkiye Ligi’ndeki oynama stili ve şeklinin farklılığı neden olabilir. Biraz da kötü şans olduğunu düşünüyorum, ama buraya gelen oyuncuların da çoğu önemli oyuncular, sadece İspanya Ligi değil, Avrupa liglerinden de önemli oyuncular var.

Kariyerinde Gijon’da çok önemli izler bıraktın, Real Madrid’de de öyle ama çok iyi oyuncular olduğundan ayrılmak zorunda kaldın, senden dinleyebilir miyiz?
Sporting Gijon’da 6 sene oynadım, Gijon’u La Liga’ya çıkartan kadronun önemli bir parçasıydım ve Sporting Gijon gibi çok mütevazı bir İspanyol takımı o zamanki ekip ruhu ve gösterdiğimiz performansla 4 sene La Liga’da kaldı. Bu, Sporting Gijon gibi mütevazı bir takım için büyük başarı.
Şu anda olduğum takım Levante de mütevazı bir takım… Onda da hedefimiz, 1. Lig’de takımı uzun yıllar tutmak ve onunla ilgili de her türlü mücadeleyi veriyorum.
Avrupa’da oynayabilmek tüm futbolcular için önemli. Avrupa Ligi, Şampiyonlar Ligi vitrininde bulunacak kaliteye sahip olduğunu düşünüyor musun?
Levante ile geçen yıl Avrupa Ligi’nde oynadık, yarı finale kadar yaklaştık, ama bu sene şansımız olmadı. Amacımız, gelecek yıl ligi iyi bir sırada bitirip gene Avrupa Ligi’ne katılmak. Çünkü Avrupa Ligi benim çok sevdiğim ve beğendiğim bir lig.
Gijon’dan ayrılmadan önce sana beste yapıldı, ayak bileğinde de dövme var. Ayrıldıktan sonra da Real Madrid’de 6 yıl kalıyorsun, Real Madrid günlerini anlatır mısın?
İki kulübün de gönlümde yeri ayrı. Real Madrid beni futbolcu yaptı, küçüklüğümden beri futbolculuğuma katkıda bulundu. Sporting Gijon’da ise profesyonel bir futbolcu oldum, İspanya elit futbolcuları arasına girdim. Bütün kariyerimi de esasında bu iki takıma borçluyum. Futbolculuğumu, öğrendiklerimi, yaptıklarımı… Onun için Gijon’un dövmesini de yaptırdım.
Dünya Kupası’nda İspanya bir şokla başladı. Nasıl yorumluyorsun?
Öncelikle ülkem İspanya’dan bahsetmek istiyorum, çok kötü başladık. Her takım kötü başlayabilir, umarım bugün 3 puanla kötü şansı kırarız. Ama Dünya Kupası her zaman zor, ekipler çok kuvvetli. Herkes kazanabiliyor, sürprizler çok olabiliyor. Bütün maçları dikkatle takip ediyorum çünkü Dünya Kupası’nın dünya futboluna katkısı çok büyük.
İspanya son Dünya Kupası’nın şampiyonu ve son 10 yıla damga vurdular. Peki en beğendiğin forvet kim?
Özellikle İspanyol futbolunun modern futbola ve dünya futboluna verdiği çok önemli forvetler var. Birini seçmek çok zor ama özellikle Negredo’yu çok beğenirim. Real Madrid’de de birlikte oynamıştık. Soldado da çok iyi bir forvet yine birlikte oynamıştık. Tabii Diego Costa ve Fernando Torres’i de unutmamak gerekiyor, ama bir tane seçmem gerekirse bensadece Negredo’yu seçerim. Çünkü bence çok iyi bir forvet, karakteri, takıma verdikleri, çok artıları olan bir futbolcu.
Kendi özelliklerin, artıların, eksilerin nelerdir?
Pek çok teknik özelliğim var, ama en önemlisi kuvvetim, gücüm, birebir mücadeleden kaçınmamam… Çarpmak gerekiyorsa çarpmak, topla oynamam da fena değil diyebilirim. Ama şunu da söyleyebilirim, pek çok özelliğim diğer forvetlere göre, bazı futbolcuların bazı özellikleri daha eksik olur, benim genel olarak neredeyse bütün özelliklerim belki aşırı değil ama belli bir seviyede. Ama savaşçı ve kuvvetli yanım diğerlerinden daha baskın…
Şu anki kontratın ve gelişim sürecin dışında Levante ile sözleşmen sürüyor mu? Türkiye’ye transfer olmak istiyorsan, burada zorlayıcı nedenler, etkiler olur mu?
2015 Haziran’da bitiyor sözleşmem. Benim Türkiye’ye adaptasyon sürecim olmayacağı için Türkiye’de tekrar oynamak çok iyi olur ve çok daha iyi performans sergileyebileceğimi düşünüyorum. Bu nedenle pek çok ülke arasında Türkiye’nin benim için ideal bir seçenek olabileceğini söyleyebilirim.
Türkiye Ligi’ni çok beğeniyorum. Görev yapan tüm hocalar, benden sonra gelen Roberto Carlos dahil olmak üzere, kendisiyle aynı dönemde Real Madrid’de bulunduk, beni Türkiye Ligi’nde tanımayan bir hoca yok. Türkiye çok iyi bir lig, stadlar çok güzel, taraftar mükemmel. Buraya dönersem büyük başarılar kazanacağıma inanıyorum. Ben Levante’nin oyuncusuyum, ama her zaman Türkiye’den gelecek tekliflere sıcak bakarım.
Haziran 2014 tarihinde Lig Radyo'da yayınlanmıştır. 
http://orduspor.net/david-barral-lig-radyoya-konustu/

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu Blogda Ara

Blog Arşivi

Popüler Yayınlar