Chuck Palahniuk’tan Çocuklar İçin “Fight Club”

The Mashable’ın The Watercooler isimli video serisine konuk olan ünlü yazar Chuck Palahniuk, Fight Club romanının çocuklar için hazırlanan versiyonundan bir bölümü, sevimli çizimler ve animasyonlar eşliğinde okudu.


Bu denemeden Fight Club'ın pek de çocuklar için uygun olabilecek bir kitap olmadığı, ama Chuck Palahniuk’un Fight Club for Kids (with Chuck Palahniuk) videosunda çok eğlendiği ortada.


Cennetteki Babaya Mektup

Lisede İngilizde ödevim için bir film anlatmam gerekiyordu. Tesadüfen izlediğim, ama o gün anlam yükleyemediğim film, şimdi anlamını buldu.

Gerçek yaşam öyküsüydü bu... 4 yaşındaki Desi, babasının ölümünü bir türlü anlamıyor ve kabullenemiyor, gülmeyen yüzüyle, mutsuzluk çemberi içinde yaşıyordu. En etkili sahne bence upuzun saçlarını kesmek istemesi olmuştu.

Büyükannesinin önerisiyle yazdığı mektubu babasının mezarına bırakır, ancak her gün postacının yolunu bekleyen küçük kız daha büyük mutsuzluğa sürüklenir. Onu bu durumdan kurtarmak isteyen büyükanne bu defa, mektubu balonla yollamayı teklif eder. Gökyüzüne bıraktığı balon, onun umut kaynağıdır. Desi'nin mektubunu bulan aile, küçük kızın bu durumuna üzülür ve cevap verirler. Desi mutsuzluğunu gelen cevapla beraber yener.

Aslında hepimizin bu dünyadaki vedalaşma sonrası kabul edemediği bir realite ve son umut damlası var. Hangi yaşta olursak olalım, başımızı okşayacak bir el varsa hala çocuğuz.


Velhasılı Kelam

"Araştırma yapıldığı zaman ancak bilgi artırılabilir; bilgi artırıldığında ancak istek samimi olabilir; istek samimi olduğunda ancak akıl ıslah edilebilir; akıl ıslah edildiğinde ancak özel yaşam iyileştirilebilir; özel yaşam iyileştirildiğinde ancak aile yapısı düzeltilebilir. Aile yapısı düzeltildiğinde ancak devlet düzen içinde yönetilebilir."

demiş Konfüçyüs ve içinde bulunduğumuz mevcut düzen için, çürüyen sanat, eğitim, toplum için, dünyayı değiştirmenin yolunun, dünyanı değiştirmekten geçtiğini bildiği için;
Her şey önce bedeninde başlar.




Dostumun Dostu Dostun Mudur?

"Kendine verdiğin değeri hep bir başkasında bir aynaya bakar gibi, orada görmek istiyorsun belki de. Neyi istediğini elbette biliyorsun, neyi sevmediğini de... Ama eleştiri okların hep kendi üstünde. Niye diye soruyorum bazen. Neden bir fil? Neden bu kadar büyük? İçindeki boşluğu o mu dolduracak devasa gövdesiyle, içindeki darmadağınıklığı? Onlar yaptı, odana girdiler, odanda gezinip çıktılar, belki oradaki bir kaç eşyaya dokunup onları gördüler ve fakat ayrıntıları fark etmiyorlar. Yatağın köşesine sıkışmış bir kitabı, kitabın içindekileri ve senin dünyanda bıraktığı izi, tokalarını, askıdaki montunun dirseğindeki mor yamayı, eski bir fotoğrafındaki bakışını görmüyorlar; üstelik onlar merak da etmiyorlar. Belki bedeninle ilgililer daha çok, belki zekanın gündelik yaşamındaki o basit parıltısıyla... Bunlar elbette güzel, ama içlerinden biri filin diğer yanına oturup seninle baş başa kalamıyor, söylenenlere çabucak inanmak istiyorsun, inanıyorsun da, kim istemez ki. Derin düşüncelerim demişsin ya, ben ona derin hislerin derdim, karanlık bir kuyunun dibinde, inmek cesaret ister, görmek cesaret ister, üstelik karanlık dahil." T. 


Aşkın Son Mevsimi


-Lev Nikolayevich çalışmalarımızla alakası olmayan bir soru sorabilir miyim?
-Elbette evlat.
-Karınızı seviyor musunuz?
-Sofya'ya kur yaparken öyle genç, öyle saftı ki ona sahip olmak imkansız gibi geliyordu. Kalbimden geçenleri söylemek istemiyordum. Ama onun haricinde başka bir şey de söylemek istemiyordum. Ben de oturdum, ona bir dizi mektup yazdım. Yazdıklarımı yorumlamasını istedim. İlk başta çok şaşırdı. Bunun oyun gibi bir şey olduğunu düşündü. Ben de ona ipucu verdim. Tek bir tane. İlk S ve G, "senin gençliğin"in baş harfleri, dedim. Başka hiçbir şey demedim. Sonra mucizevi bir şey oldu. Cümleyi söyleyiverdi.

"Senin gençliğin ve mutluluğa duyduğun arzu bana acımasız bir şekilde yaşımı ve mutluluk yönündeki imkansızlığımı hatırlatıyor." 
Bütün cümleyi söyledi. Benim cümlemi. Sanki aklımı okumuş gibi. O anda ikimiz de daima birlikte olacağımızı anladık. 




Bu Blogda Ara

Blog Arşivi

Popüler Yayınlar