Lisede İngilizde ödevim için bir film anlatmam gerekiyordu.
Tesadüfen izlediğim, ama o gün anlam yükleyemediğim film, şimdi anlamını
buldu.
Gerçek yaşam öyküsüydü bu... 4 yaşındaki Desi, babasının
ölümünü bir türlü anlamıyor ve kabullenemiyor, gülmeyen yüzüyle, mutsuzluk
çemberi içinde yaşıyordu. En etkili sahne bence upuzun saçlarını kesmek
istemesi olmuştu.
Büyükannesinin önerisiyle yazdığı mektubu babasının mezarına
bırakır, ancak her gün postacının yolunu bekleyen küçük kız daha büyük
mutsuzluğa sürüklenir. Onu bu durumdan kurtarmak isteyen büyükanne bu defa,
mektubu balonla yollamayı teklif eder. Gökyüzüne bıraktığı balon,
onun umut kaynağıdır. Desi'nin mektubunu bulan aile, küçük kızın
bu durumuna üzülür ve cevap verirler. Desi mutsuzluğunu gelen cevapla
beraber yener.
Aslında hepimizin bu dünyadaki vedalaşma sonrası kabul
edemediği bir realite ve son umut damlası var. Hangi yaşta olursak olalım,
başımızı okşayacak bir el varsa hala çocuğuz.