Renklerin dünyası: Esrarengiz Bahçe, Gizemli Orman


Şimdilerde sosyal medyayı en çok etkisi altına alan popüler olgu, mandala boyama kitapları…

Hemen her yaştan ve kesimden insanın edindiği, piyasaya sürülen kitaplarla da yetinmeyip kendi ‘mandalalarını’ yarattığı, amatörden profesyonele farklı türde boya kalemlerinin kullanıldığı ve kişilerin birbirleriyle bilgi paylaşımında bulunduğu boyama kitapları furyası aldı başını gidiyor.

Peki ama nedir bu mandala?
Mandala, köken, Hinduizm ve Budizm’e dayanan dini sembollerin kullanıldığı geometrik desenlere verilen isim… Semboller, genelde daire olarak bilinse de, doğaya dayanan figürler, hayvan sembollerine sıklıkla yer verilir. Kelime olarak daire, merkez anlamına gelen ‘mandala’, Jung psikolojisinde kişinin kendini bir araya getirme çabası olarak da bilinir. Özellikle Batı’da ilk dönem çağlarındaki çocukların eğitimlerinde de kullanıldığını göz önünde bulundurursak, psikolojide ne derece etkili olduğu ortada… Boyama yapılırken, sakinleştirdiği gözlemlenen mandalalar, günün yorgunluğunu atmak isteyenler için birebir.
Yetişkinler için boyama kitabı yapan Johanne Basford, ilk kitabı Esrarengiz Bahçe ile dünyanın en çok satan kitapları arasına girmeyi başardı. İkinci kitabı Gizemli Orman’ı yayınlayan Basford, Türkiye’de satışa çıktığı ilk gün 500 bin sattı, şimdi ise üçüncü kitabını çıkarmaya hazırlanıyor. Özellikle depresyonun yüksek olduğu ülkelerde boyama kitapları büyük ilgi görüyor. Üstelik bu hobi, oldukça masrafsız. Talep fazlalığını gören satıcılar sıradan renkli kalemlerin fiyatlarını arttırmış da olsa, boyama yapmak için çok fazla şeye gereksiniminiz yok. Bir adet mandala, istediğiniz tür ve renklerde boya kalemi ile herhangi bir yerde günün stresini atmanız mümkün.

Boyama kitabı neden bu kadar rağbet gördü?
Çocukken hepimiz kocaman renksiz desenlerin içini, kısıtlı imkanlar dahilinde ve hayal gücünün elverdiği ölçüde boyamışızdır. Hayal gücü ve yaratıcılığın teknolojinin hayatımızın merkezine oturmasıyla kısıtlanmasını boyama kitapları yeniden canlandırdı. Bize hem nostalji yaşatan hem de teknolojik ve sanal dünyadan uzaklaştırıp kendi ‘merkezine’ çeken mandalalar, çocukluğumuza geri dönmemizi, kendimizi keşfetmemizi sağladı.
*Haziran 2015'te Serbestiyet için yazılmıştır.
http://serbestiyet.com/Kultur-Sanat/renklerin-dunyasi-esrarengiz-bahce-gizemli-orman-147438

Faruk Cimok ve Aslıhan Abacı Röportajı

Bu adamı rüyanızda gördünüz mü?


2006 yılının Ocak ayında, New York’ta psikolojik rahatsızlığı olan hasta bir kadın, rüyasında gördüğü erkeği resmetti. Ancak, bu adamla daha önce hiç tanışmamıştı.

Bu portre birkaç gün psikiyatristlerin masasında unutularak kaldı, ta ki başka bir hastanın da bu resmi görerek, aynı şahsı rüyasında sıklıkla gördüğünü söyleyene dek…

Psikiyatristler, bu resmi rüya psikolojisiyle ilgilenen bazı meslektaşlarına yollamayı düşündü. Birkaç ay içinde 4 hasta daha aynı adamı rüyasında gördüğünü iddia etti ve tüm hastalar ona ‘bu adam’ diye hitap etmeye başladı.

2006 Ocak ayından günümüze kadar, Los Angeles, Berlin, Sao Paulo, Tahran, Çin, Roma, Barselona, Paris, Moskova gibi dünyanın sayısız şehrinden yaklaşık 2000 kişi bu adamı rüyasında gördüğünü iddia etti. Bunun üzerine, bu adamın gerçekte var olup olmadığını öğrenmek, çizilen portreye benzer birini tanıyanların iletişim kurabilmesi için bir de internet sitesi kuruldu. Tüm dillerde hazırlanmış el ilanları hazırlandı. İnsanlar rüyalarını bu site ve sosyal medya aracılığıyla diğer kişilerle paylaşabiliyor. Şimdiye kadar yapılan portreleri de bu sitede paylaşılmış.

Hakkında bilgi edinmek için; thisman.org sitesini ziyaret edebilirsiniz.

*Kasım 2014'te aksam.com.tr için yazılmıştır.

http://www.aksam.com.tr/yasam/bu-adami-ruyanizda-gordunuz-mu/haber-357441

Amazon kadınları gerçekte yaşadı mı?


Araştırmacılar, eski Amazon mitlerinin gerçek olduğunu açıkladı.
Amazon kraliçesi Hippolyta, kız kardeşi Antiope ve Penthesilea… Yunan tarih anlatıcıları Homer, Herodotus gibi isimlere ilham veren bu isimler, ünlü halk edebiyatında adı geçen Amazon kadınlardır.
Onlar avcı, şehir kurucu, rakiplerinin arasından sıyrılan, mücadeleci adamların aşığı… Yunan kahraman Herakles ile mücadele ettiler ve Truva’nın son saatlerinde Truvalıların yanında savaştılar. Ancak şimdi onlar, Grek-Roma hayalinden daha fazlası oldukları ortaya çıktı.
Stanford Üniversitesi Klasik bölüm uzmanı Adrienne Mayor, kitabında onları ‘Amazonlar: Eski dünyanın efsanevi savaşçı ve yaşayan kadınları’ diye tanımlarken, gerçek dünyada Amazon halkının yaşadığını açıklıyor.
Mayor’un Yunan efsanelerinden öğrendiğine göre, Amazonlar sık sık Yunan erkekleri tarafından mağlup edilip, ölümleri onların elinden oluyormuş. Hikaye anlatıcılar, bu kadınları kahramanlık dışı yabancılar, Yunan kahramanların değersiz, uygar karşıtları olarak tanımladılar.
Amazonlar, hikayelerde kendine güvenen, zafer için savaşan ve erkeklerin şampiyonluklarıyla eğlenen kadınlar olarak tasvir edilmiş, ama Mayos Yunan mitolojisinde daha farklı bir şeyin olduğunu düşünüyor. Amazon kadınlarının hikayelerdeki ve tasvirlerdeki ünü, Yunan kadın ve erkeklerinin eğlendiği hayali erkek ve kadın kahramanların avlanma, savaş, macera gibi durumlarda eşit olduklarını gösteriyor.
Mayor, araştırmalarına eski Yunan ve Latin kaynaklardan başladı ve kaynaklarda Amazonların, kendi kaynaklarında da olduğu gibi savaşçı, barbar kadınlar olarak anlatıldığına rastladı. 7. Yüzyıldan 5. Yüzyıla kadar süren Karadeniz ile Moğollar arasındaki, Yunanlıların İskitler olarak adlandırdığı grup, savaşta yer aldı.
Mayor ayrıca onların fiziksel görünüşünü de araştırdı ve kadınların atlarıyla ya da değerli eşyalarıyla gömüldüklerini buldu. St.Petersburg’taki müzeden elde ettiği bilgilerden ise, donmuş kadın iskeletinde dövmeler bulunduğu anlaşılıyor. Dövmelerinde geyik ve geometrik desenler bulunan Amazonların dövmeleri Yunan ressamlar tarafından yapılmış olmalı.
Mayor tüm araştırmalarının sonunda, Yunanlıların Amazonlar olarak tanımladığı gerçek savaşçı kadınların, egzotik batı adalarında yaşadıklarını belirtti. Savaşçı kadınlara Yunan geleneklerini taşımayan Karadeniz’den Çin’e kadar uzanan bölgelerin hikayelerinde büyük saygı duyulduğunu fark etti.
*Kasım 2014'te aksam.com.tr için yazılmıştır.
http://www.aksam.com.tr/yasam/amazon-kadinlari-gercekte-yasadi-mi/haber-350449

Topuklu ayakkabılarınızı böyle koruyun



O çok beğenerek aldığınız topuklu ayakkabılarınızı arnavut kaldırımlarına karşı koruyabilmek için yeni bir yöntem: Koruyucu plastikler!

Yolda yürürken taşların arasına sıkışan, sert yüzeylere sürterek yıpranan yüksek topluklar her kadının korkulu rüyası gibi. Özellikle Arnavut kaldırımlı taşların arasına sıkışan topuklar, düşmeye ve daha ileri boyutta zararlara da neden olabiliyor.
Ancak, topuklu ayakkabıların altına takılabilen koruyucu plastikler, ayakkabılarınızı kırılma, yıpranma gibi durumlara karşı koruyacak ve taşlı yollarda daha rahat yürümenizi sağlayacak.
Çantalarınızda bulunduracağınız bir çift koruyucu, zor anlarınızda işinizi kolaylaştıracaktır.

Uçakta suit oda


Uçak seyahatleri oldukça rahatsız olabiliyor bazen. Business class ve ve first class uçuşlar her ne kadar daha rahat olsa da, kimsenin zamanını harcamak için tercih ettiği favori mekanı değildir uçaklar.

Ancak Etihad Havayolları’nın yeni ultra lüks uçaklarındaki suit şeklindeki odalarında zaman geçirmek istememek elde bile değil. Ultra-lüks uçaklarda evinizdeki gibi rahat edebiliyorsunuz. 20 bin dolar civarındaki suitler, gökyüzündeki apartmanlar olacak. Uçuşunuz sırasında bir uçuş şefi de size özel menü hazırlayacak.
Abu Dabi’den Londra’ya gerçekleştirilecek ilk 10 ön uçuşun hepsi satıldı bile. Rezidanslar, çift kişilik bir oda, oturma odası, banyo odası, ve 2 kişilik ultra lüks, konforlu bir uçuş kapsamı içeriyor. Oturma odasında deri masa, düz ekran televizyon, dokunulabilir ekran sizi karşılıyor. Ancak eğlence bunun la da bitmiyor. Havaalanına indiğinizde sizi özel bir şoför alıyor.  
*Kasım 2014'te aksam.com.tr için yazılmıştır.
http://www.aksam.com.tr/yasam/bu-yatagin-nerede-oldugunu-tahmin-edemezsiniz/haber-355912

Aşık Veysel‘in doğumunun 120. yılı


Sadık yari kara toprak da olsa, bu ülke toprakları bir Aşık Veysel yetiştirdi. 1894’ün 25 Ekim’inde doğan, geçirdiği çiçek hastalığından 7 yaşında gözlerini kaybeden ozan, gözlerine bağlamasının tellerinde can verdi, ama hastalığı kendi anlatımıyla ona zindan oldu.
“Çiçeğe yatmadan evvel anam güzel bir entari dikmişti. Onu giyerek beni çok seven Muhsine kadına göstermeğe gitmiştim. Beni sevdi. O gün çamurlu bir gündü, eve dönerken ayağım kayarak düştüm. Bir daha kalkamadım. Çiçeğe yakalanmıştım... Çiçek zorlu geldi. Sol gözüme çiçek beyi çıktı. Sağ gözüme de, solun zorundan olacak, perde indi. O gün bugündür dünya başıma zindan.”
Babasının oyalansın diye aldığı bağlama, şair Ahmet Kutsi Tecer’in de teşvikiyle kendisine zindan olan dünyayı aydınlattı. Öyle ki, yaşarken hayatı film yapılan nadir Türk sanatçılardandır. Eserlerinde toprak, aşk ve doğa sevgisini dile getirmiştir.
-anlatamam derdimi dertsiz insana
derd çekmeyen dert kıymetin bilemez
derdim bana derman imiş bilmedim
hiçbir zaman gül dikensiz olamaz
-veysel neden aklin ermez
uzun kısa dilin durmaz
eller tutmaz gözler görmez
bu acayip sır da senin.
“Biz yedik içtik ama saz acından ölüyor” diyen Aşık Veysel, belli ki dönemin yokluklarını düşünerek söylemiş bunu. Ancak 7 yaşındayken gözlerini kaybeden, 70’lerinde kanserden ölen ozan, belki yaşam açlığıyla sazından daha zor durumdaydı. Kendi içinde yuvasını kurmuş, o yuvadan gözlerini açmak isteseler bile çıkmamakta diretmiştir.
Ve öylesine ileri görüşlü, gönül gözü açıktı ki, eşinin komşusu ile kaçacağını anladığında çorabının içine para koymuştur, onca yıl yemek yaptı, çamaşır yıkadı, kendisine emek verdi diye…
Bugün Veysel Şatıroğlu’nun 120. Doğum yılı… Gözlerini, sözlerini, iç dünyasında yaşadıklarını dünyaya duyurmayı başarmış bu ozanı unutmayın. Veysel gider adı kalır, dostlar O’nu hatırlasın.
*Ekim 2014'te aksam.com.tr için yazılmıştır.
http://www.aksam.com.tr/yasam/asik-veyselin-dogumunun-120-yili/haber-348599

Sualtına şehir inşa edecekler


Mary-Kate ve Ashley Olsen kardeşlerin oynadığı, tüm zamanların en çok izlenen filmlerinden olan ‘Holiday In The Sun’ filmi ya da Bahamalar’daki Atlantis’teki gibi sualtı yaşamı gerçek mi oluyor? 
Herkesin rüyalarını süsleyebilecek, gerçek, sualtında yaşanabilir bir dünya mümkün olacak. Japon mimarlar gelecekte Atlantis’te gerçek bir yaşam inşa etmeyi planlıyorlar. ‘Okyanus sarmalı’ adını verecekleri sualtı şehir, Tokyo kökenli firmanın gelecek için tasarladığı planların sadece bir bölümünü oluşturuyor.
Firma, bu sualtı şehrinin 5 yıl gibi bir süre içinde inşa edilebileceğini iddia etti. 500 metre genişliğinde kürelerde şeklinde ve 5 bin insanın yaşayabileceği şehir, yaklaşık 20 milyar dolara inşa edilecek. Kürede evler, iş yerleri ve oteller uzun kıvrımlı bir yol ile bağlanacak.
Biraz ürkütücü gelse de, firma gelecek 15 yıl içinde teknolojinin sualtı yaşamına elverişli olacağını söylüyor. 
*Ekim 2014'te aksam.com.tr için yazılmıştır.
http://www.aksam.com.tr/yasam/sualtina-sehir-insa-edecekler/haber-359191

Michael Kors telefonları ele geçirecek


Michael Kors denilince, aklımıza her türlü imitasyonunun yapıldığı, herkeste görebildiğimiz bir marka gibi geliyor.


Michael Kors, artık telefon kapaklarından daha fazlasına yönelerek, telefon bataryalarıyla da karşımıza çıkmaya başlayacak. Duracell ile işbirliği yapan Michael Kors, üstün teknoloji kalitesiyle telefon şarjları, kapaklar ve kulaklıklar üretti. Fiyatları ise 58 ile 149 dolar arasında değişiyor. Dışarıdayken azalan, biten şarjlarınıza şarj kılıfıyla şıklık katacak.

Şimdilik IPhone 5/5S için üretilen, MK imzası taşıyan kılıfların siyah ve beyaz seçeneği mevcut. Bir diğer şarj kılıfı ise kadınların ilgisini çekecek türden. Küçük bir pudra, allık aynası görünümündeki kırmızı, imzası ise altın tonlarındaki bu kılıflarla telefonunuzu şarj ettiğiniz anlaşılmayacak bile. Ruj görünümüyle üretilen Kors baskılı şarj edilebilir batarya, özellikle yolculuklar, tatiller için ideal. Tek yapmanız gereken ruj ucunu telefonunuzun usb’sinin bir ucunu telefona, bir ucunu ise bu ruj görünümlü usb’ye takmak…

*Kasım 2014'te aksam.com.tr için yazılmıştır.

http://www.aksam.com.tr/moda/michael-kors-telefonlari-ele-gecirecek/haber-357485

Küçük Prens çizimleri açık arttırmada


Antoine de Saint-Exupery'in zamansız kitabı ‘Küçük Prens’in yazarının elinden çıkmış orijinal suluboya çizimleri gelecek hafta Paris’te açık arttırma ile satışa çıkarılacak.
Romanın 1943’teki orijinal 17 sayfa imzalı çizimlerinin 400-500 bin Euro arasında satılması bekleniyor.
Küçük Prens’in yaşadığı gezegene adını veren Asteroid B612’yi keşfeden, kara tahtada geometri ve matematik çizimleri yapan Türk astronot da resimlerde tasvir ediliyor.
Exupery’nin dünyaca ünlü kitabı şimdiye kadar 270’den fazla dile çevrildi. Dünyada İncil’den sonra en fazla okunan kitap olduğunu söylüyor.
21.3 ila 23.9 santim arasında değişen sulu boya çizimler 9 Aralık’a kadar görülebilecek.
*Aralık 2014'te aksam.com.tr için yazılmıştır.
http://www.aksam.com.tr/kultur-sanat/kucuk-prens-cizimleri-acik-arttirmada/haber-359594

Çinliler'den Hava Şemsiyesi


Çinli mühendis ve tasarımcılar, bilinenden farklı bir şemsiye üretti; Air Umbrella, yani ‘hava şemsiyesi’. ‘Hava Şemsiyesi’, ucunda küçük bir top olan bir çubuğa benziyor. Gövdesinde lityum bataryası, ucunda havayı emen bir pervane ve baş kısmında emilen havayı etrafa yayan bir motor sistemi var. Çalıştırdığınızda basınçlı hava baş kısmından etrafa hızla yayılıyor ve yağmur damlalarının yönünü değiştirerek dışarıya doğru atıyor. Siz de kuru kalıyorsunuz.
Yapımına 2012’de başlanan ve yaklaşık olarak 20 bin dolar harcanan bu şemsiye, hava akışı ve yağmur damlaları sayesinde hem görünmüyor hem de ıslanmayı engelliyor. Diğer yandan, şemsiye açma kapama gibi sorunlar da ortadan kalkmış oluyor.

Üç farklı modeli olan şemsiyenin bayanlar için A modeli tek kişilik ve 500 gramlık olanının 15 dakika kadar batarya ömrü var. B modeli standart model, 800 gram ağırlığında, iki kişilik ve sizi yağmurdan 30 dakika koruyabiliyor. C modeli ise boyu uzayan bir gövdeye sahip, 850 gram ve bu model de yaklaşık 30 dakika kadar çalışabiliyor.
Eğer Air Umbrella ile ilgilendiyseniz, seri üretime geçmek için açılmış olan Kickstarter bağış kampanyası sitesine göz gezdirebilirsiniz.
https://www.kickstarter.com/projects/1243275397/air-umbrella?ref=nav_search
*Ekim 2014'te aksam.com.tr için yazılmıştır.
http://www.aksam.com.tr/yasam/cinliler-yine-oyle-bir-sey-yapti-ki/haber-346021

Yiyecekler altına bulandı


‘Pizza doğal yaşamda’ serisiyle dikkat çeken Jonpaul Douglas, şimdi de ‘Altın Yiyecekler’ fotoğraflarıyla ilgi çekmeye devam ediyor.

Renkli şekerle yaptığı eğlenceli serilere, altın muz, patates kızartması, pizza gibi fotoğrafları da ekleyen Los Angeleslı fotoğrafçı, yaratıcı fikirleriyle bu serileri sürdürecek gibi görünüyor.
Sanatçının fotoğraflarına kendi internet sayfasından ulaşabilirsiniz. 
http://jonpauldouglass.com/?/Gold-Foodz/
*Kasım 2014'te aksam.com.tr için yazılmıştır.
http://www.aksam.com.tr/yasam/yiyecekler-altina-bulandi/haber-357544

Tarihin en demokratik taşınması


Şehirler taşınır mı demeyin, öyle bir şehir var ki taşınıyor…
İsveç'in kuzeyinde yer alan, Kuzey Kutup Dairesi’nin 145 kilometre kuzeyindeki madenci kasabası,  23 bin nüfuslu Kiruna, yer altındaki demir madenlerinin şehri yutma tehlikesine karşı, 3 km daha doğuya taşınıyor.
Güneşi doğmayan, sıcaklığı -15’i pek aşmayan şehir, bu koşullara rağmen barındırdığı zengin demir yataklarıyla nüfusu buraya çekmeyi başarmış.
Avrupa demir ihtiyacının %90’ı bu bölgeden sağlanıyor. Kiruna, her gün 6’dan fazla Eiffel Kulesi yapmaya yetecek kadar demir üretiyor!  Ancak bu zenginlik kaynağı şehri yutma durumuna gelmiş. Yani insanlar kendi kazdıkları kuyuya düşmek üzereler Bu sebeple şehir taşınıyor. 
Sosyal antropolog Viktoria Walldin, “Son 10 yıldır burada yaşayan insanlar, belirsizlik yaşıyor. Ev almak, dekore etmek, çocuk sahibi olmak ya da bir iş kurmak gibi tüm yaşamsal faaliyetlerini, sonradan kurulmuş bu belirsiz şehre kurmak zorundalar.” şeklinde açıklıyor durumu…
3 km doğuya taşınacak şehrin Hollandalı mimarı Henning Larsen, 20 tasarım binayı parça parça, tıpkı İkea’nın alındıktan sonra birleştirilen eşyaları gibi yeni evlere yerleştirmeyi planlıyor. 1912’de inşa edilen ve Kızılderili çadırı olarak adlandırılan ve oylamalar sonucu İsveç’in en güzel yapısı olarak seçilen Kiruna’nın kırmızı, ahşap, köhne kilisesi, yeni park alanı, şehri simgeleyen yeni demir çanıyla şehrin gurur kaynağı olacak. 
*Ekim 2014'te aksam.com.tr için yazılmıştır.
http://www.aksam.com.tr/yasam/tarihin-en-demokratik-tasinmasi/haber-348078

Ünlü aktör Mickey Rourke ringlere geri dönüyor!



Rourke, 28 Kasım’da Moskova’da gerçekleşecek boks maçında Amerikalı profesyonel boksör Elliot Seymour ile karşılaşacak.

Boksun hayatında ciddi bir yer tuttuğunu anlatan aktör, boksun kendisine sabır ve konsantrasyonu öğrettiğini ifade ederek; “Her zaman Rusya'da bir maç yapmayı hayal etmişimdir" dedi.

12 yaşında boksa başlayan Rourke’un 1990'lı yıllarda yaptığı 8 maçlık süreç yüzünde hasara neden oldu ve geçirdiği estetik ameliyatlar sonucu görüntüsü değişti.

1994 yılında boks eldivenlerini tamamen bir kenara bıraktı. 2008 yılında ise çok sevdiği boksa farklı bir dönüş yaptı. "The Wrestler" adlı sinema filmiyle, ringlerde fırtınalar estiren bir güreşçiyken, geçirdiği kalp kriziyle tezgahtar olarak çalışmak zorunda kalan Randy Robinson karakteri izleyenleri derinden etkiledi ve bu performansıyla Oscar'a aday olarak Altın Küre'de En İyi Erkek Oyuncu Ödülü'nü kazandı.

*Kasım 2014'te aksam.com.tr için yazılmıştır.

http://www.aksam.com.tr/kultur-sanat/unlu-aktor-mickey-rourke-ringlere-geri-donuyor/haber-355999




3 milyon Pound‘luk harita


Adaların Britanya’dan ayrıldığını gösteren bilinen en eski harika, gelecek ay Londra’da müzayedede satışa çıkacak.

Dünyanın 600 yıllık görünümünü içeren haritanın 3 milyon Euro’dan daha fazlaya satılması bekleniyor. Harita, koyu tenli hayvan derisinden parşömen kağıda elle çizilmiş.
Açık artırma görevlisi, haritanın, adaların ayrıldığını gösteren bilinen en eski harita olduğunu söylüyor. ‘Anırma’, ‘Epik şiir’, ‘Tıpa’, ‘Drogheda’ gibi isimler verilen 57 yer, haritada açık yeşille çizilmiş gösteriliyor. Adaların etrafındaki sahiller kırmızı, mavi, yeşil ve altın renkle gösteriliyor.
Harita, 1468’de Venedik’te Christopher Columbus’un 24 yıl önce Amerika’yı keşfinden önce, İrlanda bilinen Batı dünyasının ucunda yer alırken, İtalyan denizci ve harita bilimci Grazioso Benincasa tarafından yapıldı.
*Kasım 2014'te aksam.com.tr için yazılmıştır.
http://www.aksam.com.tr/yasam/3-milyon-poundluk-harita/haber-350432

Dövmeli mumyanın gizemi


Altay’daki Ukok Yaylası’nda 2500 yıl önce öldüğü tahmin edilen dövmeli bir mumya bulundu.

Her şey 1993 yılında başlamıştı. Altay’daki Ukok Yaylası’nda 2500 yıl önce öldüğü tahmin edilen dövmeli bir mumya bulundu.

Bu kadının öldüğünde 25 yaşlarında olduğu tahmin ediliyor. Kıyafetlerine, dövmelerinin sayı ve çeşitlerine bakıldığında soylu bir aileden geldiği düşünülüyor ve ona Altay prensesi deniliyor. Novobirskli bilim kadını Natalia Polosmak, “dövmeler, kişisel özellikleri yansıtır, tıpkı pasaport gibi” dedi ve prensesin mitolojik ve gerçek hayvan figürlerinin yaşını ve konumunu yansıttığını söyledi.
Altay prensesinin marihuana kullanmış olabileceği, ancak gerçeklik kazanmadığı bilimsel olarak belirtildi. Yapılan MR tetkiklerinde, kadının sol tarafında meme kanseri olduğu belirlendi. Dr. Letyagin, taramaların sonuçlarına bakarak, prensesin ölümünden önce kısa bir süre travmaların belirtilerini taşıdığını, eklemlerinde ciddi travmatik belirtiler, iskeletinde kırıklar olduğunu söyledi. Bu belirtiler, prensesin yüksek bir yerden düştüğünü gösteriyor.
Dr. Polosmak, Bu yaralanmaların muhtemelen prensesle birlikte bulunan esrar sandığından kaynaklı olabileceğini söyledi. Bu hasta kadın için, esrar çekmek bir gereklilikti. Atalarından kalma bir alışkanlık olarak ruhlar ve tanrılarla konuşmak için yaptığını düşünebiliriz.  
Toplumun alışkanlıkları için gerekli ve mühim olayları görme yetisi olduğu ve kendisini çok mutlu eden halüsinasyonlar, son nefesine kadar ruhani görüntüler gördüğü düşünülüyor. 
Ekim 2014'te aksam.com.tr içim yazılmıştır.
http://www.aksam.com.tr/yasam/dovmeli-mumyanin-gizemi/haber-348290

Unutursam Fısılda filminin galası yapıldı


Çağan Irmak'ın merakla beklenen ve dev oyuncu kadrosundan oluşan yeni filmin 'Unutursam Fısılda'nın galası yapıldı.

Babam ve Oğlum, Issız Adam gibi Türk sinemasına kült filmler kazandıran yönetmen Çağan Irmak, yeni filmi Unutursam Fısılda’nın gala gecesinde yine ağlattı.
Galaya ünlü akını vardı adeta. Güneri Civaoğlu, Kenan Doğulu-Beren Saat çifti, Aras Bulut İynemli, Model grubu, Belçim Bilgin Erdoğan, Burak Özçivit, Ozan Doğulu galaya katılanlardan sadece birkaçı… Seyircilerin, bir arada gördüğü oyunculara da ilgisi büyüktü.

Birbirini seven iki gencin müziğin, aşkın ve hayallerinin peşinde verdiği mücadeleyi konu alan film, dün akşam gala gösterimini yaptı. Oyuncu kadrosunda Hümeyra, Işıl Yücesoy, Farah Zeynep Abdullah, Kerem Bürsin ve Mehmet Günsür’ü gördüğümüz filmde, usta oyuncu Hümeyra ve Işıl Yücesoy’un performansı göz doldurdu. Işıl Yücesoy’un gençliğini oynayan Gözde Çığacı’nın usta oyuncuya benzerliği ise çok yerinde bir seçim.

Küçük bir kasabada, üstelik sert bir babaya sahip evin küçük kızının tek zevki müziktir, o da bu hayalinin peşinden gider, olaylar da böyle başlar. 29 Ekim’de gösterime girecek filmi dün akşam izlememiş olanlar için daha fazla ayrıntı vermeyelim ve böylesine işler yapılırken sinemada gidip izleme fırsatı yaratalım. Çağan Irmak öyle bir yönetmen ki, unuttuğumuz, görünce hemen hatırladığımız detayları çok güzel işliyor ve en unutulmaz dönemlerimize geri götürüyor bizi. Unutursam Fısılda filminde de dönem geçişleriyle birlikte, 70’lere gidip, müziklerinden, dekorlarından, kıyafetlerinden, şöhret yollarından geçeceğiz bir bir… Alışkın olduğumuz Çağan Irmak filmlerinin biraz daha soft ve bol müzikli hali diyebiliriz.
Çağan Irmak’ın sözlerini yazdığı, Kenan Doğulu’nun müziklerini yaptığı şarkılar filmin en güzel, tamamlayıcı yanlarından biriydi. Farah Zeynep Abdullah, oyunculuğunun yanı sıra sesinin de güzelliğini göstermiş oldu, ancak Hümeyra’yı bu filmle birlikte yeniden dinleyebilmek ayrı güzel. Filmin arşivlik soundtrackt’ı hemen edinilmeli. Ve bir de düşünülmeli; “Yaptım, bugün olsa yine yaparım” diyebileceğiniz neler var hayatta, ya da fısıldamayı unuttuğunuz?
Ekim 2014'te aksam.com.tr için yazılmıştır.
http://www.aksam.com.tr/kultur-sanat/unutursam-fisilda-filminin-galasi-yapildi/haber-349381

Kim Kardashian ‘meşhur pozu‘nu öğretti


Kim Kardashian, Paper dergisine verdiği pozu, Avusturyalı şovmene öğretmeye çalıştı.

Kim Kardashian’ın Paper dergisine verdiği pozlar, sosyal medyanın en çok konuşulan konusu oldu.



Kardashian, konuk olduğu televizyon şovunda, Avusturyalı şovmen Rove MCManus’un ısrarı üzerine şovmene şampanya kadehiyle aynı pozun nasıl verileceğini öğretmeye çalıştı.

Kim, ilk önce dengenin nasıl kurulacağını anlatmaya çalışsa da, şovmen McManus başarılı olamadı, bu görüntüler eğlenceli anlara sahne oldu.

Kasım 2014'te aksam.com.tr için yazılmıştır.

http://www.aksam.com.tr/yasam/kim-kardashian-meshur-pozunu-ogretti/haber-355338

Louis Vuitton'dan ünlü tasarımcıları bir araya getiren proje


1896 yılında Georges Vuitton tarafından tasarlanan ve markayla bütünleşen Louis Vuitton’un Monogram logosu yepyeni bir projeyle kutlanıyor.

1896 yılında Georges Vuitton tarafından tasarlanan ve markayla bütünleşen Louis Vuitton’un Monogram logosu yepyeni bir projeyle kutlanıyor.
Louis Vuitton “THE ICON AND THE ICONOCLASTS: A CELEBRATION OF MONOGRAM” adlı proje ile Monogram logoyu kutluyor ve bu logonun kutlaması da en az marka kadar önemli isimleri bir araya getirdi. Christian Louboutin, Karl Lagerfeld, Cindy Sherman, Frank Gehry, Marc Newson ve Rei Kawakubo kendi stillerinde Monogram logoyu kullanarak çanta ve bavul ürettiler. Her tasarımcının kendi imzasını, tarzını konuşturduğu tasarımlar, dünya çapında seçilmiş mağazalarda, çok özel ve sınırlı sayıdaki koleksiyon Ekim ayının ortasından itibaren satışa sunulacak.
Proje, markanın icra kurulu başkanı ve başka yardımcısı Delphine Arnault ile markanın artistik direktörü Nicholas Ghesquière’in ortaklığından çıktı. Delphine Arnault, “Monogram, Maison Louis Vuitton’un süresiz simgesi. Marka sayısız evrimler yaşadı ama asla özünü kaybetmedi. Moda evi başarısının önde gelen kanıtıdır ve bizim ona saygı göstermemiz doğaldır” diyerek Monogram logonun Louis Vuitton için ne kadar önemli olduğunu vurguluyor.
Christian Louboutin

Dünyanın tüm kadınlarının aşık olduğu ayakkabının tasarımcısı Christian Louboutin,  tasarladığı çanta ve bavulda, kendi imzası olan kırmızı renk, metal aksesuar ve ikonik LV monogramının birlikteliğini başarıyla sunmuş.
Cindy Sherman

Cindy Sherman bir zamanlar Louis Vuitton’un bavullarında uygulanmış olan vintage renkli otel etiketlerinden esinlenmiş. Çantanın üzerindeki dokuz fotoğraf da kendi eseri.
Frank Gehry

İlginç bina tasarımları ile gündeme gelen Frank Gehry’nin tasarladığı çanta, mimari ile monogramın muhteşem buluşmasını ortaya koymuş ve aynı zamanda serinin en teknik çantası…
Karl Lagerfeld

Kendi tarzından taviz vermeyen, dünyanın en ünlü tasarımcılarından Lagerfeld, bu seri için bambaşka bir kaynaktan yola çıkarak, boks severlerin gönlünü fethetmiş.  Tasarladığı bavulun içinde bir box torbası çantası ve standı mevcut. Diğer sette ise eldiven ve mat var. Çıkarılabilir raflarının olması ve içinin geniş olmasından dolayı şık bir seyahat dolabı olarak da kullanılabilir.
Marc Newson

Newson, “Monogramı Kutlama” projesi kendisine geldiğinde gerçekten kullanışlı bir obje tasarlamayı planladı ve bırakıldığında devrilmeyen sırt çantası tasarımıyla şıklıktan öte rahatlık arayanların beğenisine sundu.
Rei Kawakubo

Rei Kuwakuba bu proje için çantayı tasarlarken, daha önce hiç yapılmamış bir şey yapmak istemiş ve malzemeye delik açmış.
Kasım 2014'te aksam.com.tr için yazılmıştır.
http://www.aksam.com.tr/moda/louis-vuittondan-unlu-tasarimcilari-bir-araya-getiren-proje/haber-352962

Bu Blogda Ara

Blog Arşivi

Popüler Yayınlar