"Bir bisküvi kutusunun içinde, her tür bisküvi vardır, sevdiklerin de,
pek sevmediklerin de, öyle değil mi? Ve insan sevdiğini önce yerse geriye pek
sevmedikleri kalır sadece. Ben kötü günler geçirdiğimde hep böyle düşünürüm
işte. Şimdi bunu yaparsam, sonrası daha kolay olur, derim kendi kendime. İnan
bana, yaşam bir bisküvi kutusu gibidir."
"Ölümün yaşamın sonu değil de bir parçası olduğunu öğrenmiştim.
Doğruydu bu. Yaşayarak ölümü besliyoruz."
Sıradan gibi görünse de, aslında çok samimi, sade bir üslupla yazılmış,
özellikle sonlara doğru içine alma duygusu daha da artan bir kitap.
Hayat tahminlerimizle, ya da planlarımızla
ilerlemiyor. Başlangıcı yapılmış şeyi daha tamamlamaya vaki olmadan, planlar
değişebiliyor.

