Temmuz Gibi Kararsız, Aralık Kadar Dinç



Begonvil yapraklı ağacın altında çay içmek ve 'bak yeni yaptım, kayısı reçeli, ye ye' ısrarına karşı koyamamak... Su yeşili bir elbise... Hani neredeyse saydam, neredeyse üzerindeki çiçekler canlanıp dünkü rüyanın başa örülen tacın nergisi, yasemini olacak. Güneş de öyle yakıyor ki... Gri gözlü bebek gülüyor uzaktan. 'İçi dolu bunun' cümlesi çıkıyor ağızdan. 'İçi dolu'... Ne demekse işte, şişman galiba… 

Şey diyor, Bonbon Palas... Mmmh, güneş ve pencere... Neydi? Bonbon... Mmmh... Bon... 
Yazma o zaman bekliyor insan'a inat, kendine yazı yazmak... Hem "bekleyecek bir şeyinin olmamasındansa, bekleyecek birinin olduğunu bilmek yeğdir'. Değil midir?

Havaya pembe-turuncu bir renk düşüyor. İstanbul-utsuz bir kıvam... Güzel. Mavi istiyorum, mavi... Mavisi olan var mı? Tam aklına gelecek gibi oluyor, tutuşacak belli ki. Hopp gözlerini sıkı sıkı kapatıp maviyi düşünüp geçiriyor. Maviyle geçiştirdiği kararlılığına ise abajurun turuncusuna bulanmış o'nun sarısı çarpıyor dört köşe dünyadan. Televizyon her zaman izlenmez. Bazen dinlenebilir de...

Öylesine kırgın ki aslında, kendine bulduğu tek çıkar yol masal okumak. Küçük Kara Balık'ı okuyor sesli sesli. "Ooo gördün mü bak, burada çok şahane laf etmiş." deniyor uyuyan birine. Masallar uyutuyor, kaç yaşında şuna bak! Madem bu bitti, Küçük Prens'ten de bir sayfa tutalım şansımıza; sf: 72. 

Aranızda kalan ilk ve tek bağ, değişirse kopacak gibi gelir.  Aradaki bu bağı koparmak ve O'nun yerine gelen O'na adil davranmak adına, araya yeni ve ilk olacak bir bağ inşa etmek gibidir her şey. 

Köprü... Ya altından koca koca akan köpüğe, minik çakıl taşlarına fırsat tanıyıp, geç diye yol vermek ya da kurduğun ne varsa yıkmaktır tam karşılığı. Sözlük yazsa kesin böyle yazardı şahsım en azından, en çoğundan ise daha uzun ifade ederdi.

Ve ile cümleye neden başlanmasın ki? Edebiyata bir katkım olacaksa, bu olsun.

Yeni başlangıç yaptığın her şeye, paragraf başı yaptıklarına, kenar süsü koyup, resimlerle süslediğin her şeye gayet seri bir şekilde VE diye başlayabilmelidir insan. Çünkü 've' birbirine bağlamakta üstat, göçmen kuşlarının yarattığı hava akımı gibi kararlı, devamını getirme gücüne sahip bağlaç-tır.
Aradaki bağı koparma gücüne sahip bilinç, bunu yapıp VE-da etme gibi eylemlere girişmeyecektir çoğu zaman. Sen şimdiden kendine iyi bak, bana baktığın gibi bakma kendine.

Yılmaz Odabaşı şiir yüzlüsün diyor. Daha iyisini duymadığımdan, söylemeden geçemeyeceğim.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu Blogda Ara

Blog Arşivi

Popüler Yayınlar